Gökten boşalan yagmurun serinligi içime işlemiş bana hasretin acısını anımsatmıştı.
Her karanlıga dalışımda bana sinsice sokulur bırakmazdı yakamı ayazın uzun kolları.
uykumdan uyanmakmıydı çözüm olan yoksa rüyalarla baş edebilmekmiydi marifet?
bunca içsel dövüşlerimden sonra bunu yokuşu da çıkabilirdim elbet. Bir sonbahar yapragı
kadar dagılmamış ve sararmamıştım henüz. Agacın dalında yeşillerin en koyusunda nefes almak varken kendimi bırakamazdım. Anlayamasamda bu ani soguklugun beni sarmalayışını
mücadelemi herzaman kalbimde taşıyarak bu yolda kendimi feda etmeliydim.
Bu dört mevsimi yaşayıp her devinimin bir geri dönüşümüm oldugunu unutmadan.
içime sindirip yaşananları gökle aglayıp güneşle gülebilecegimi hissederek;
kendimi farkında oluşuma ayna tutan herşeyin bir anlamını görebilirdim. O çok sevdigim
pembe camlarımı bir kenara sıkıştırıp. Gözlerimin tek başına yetebilirligi ile bakabilirim
artık her şeyi barındıran hayatın sonsuz derinliklerine